Sultan 3. Selim Tuğralı, 1223 Tarihli, Medine-i Münevvere Ravza-i Mutahhara Feraşet-i Şerife Berat-i Hümayunu; Bakımı Yapılmış, Altın Tuğrasi ve Zerefşanli Divanii Yazısı Olmasının Yanında Birer Satırın Yeşil Mürekkep İle Yazılmış Olması Esere Ayrı Bir Güzellik Katmıştır

164x67 cm. Vakıflardaki ferrâşlık görevi aşağı dereceden bir hizmet sayıldığı halde Mekke’de Harem-i şerif’in ve Medine’de Ravza-i Mutahhara’nın süpürülmesi büyük bir şeref sayıldığından sembolik olarak hânedan mensupları ve ileri gelen bazı kişiler, “ferâşet-i şerîfe” diye anılan bu görevden belirli bir pay (nısf, rub‘ hisse) almışlar ve bunu mânevî bir huzur ve hayır vesilesi saymışlardır. Buralardaki ferâşet-i şerîfe, esmâ-i hüsnâdan kinaye doksan dokuz hisse olarak sayılıp her hisse de 16 kırat itibar edilmişti. Bunun 48 kıratına padişahlar, 24 kıratına vâlide sultanlar sahip olurlar, kalan kısmı ise muteber kimselere dağıtılır, bütün bunlar beratla tevcih edilirdi. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde müzehhep fermanlar tasnifinde altınla bezenmiş çok sayıda ferâşet-i şerîfe beratı bulunmaktadır. Burada ayrıca “ferâşet-i şerîfe defteri” adı altında kayıtlı olan defterlerde padişah, vezirler, şerifler, ulemâ, defterdarlar vb. kimselerden ferâşet-i şerîfe sahibi olanların isimleri ve hisseleri ayrı ayrı belirtilmiştir (Atalar, s. 233-234). Bu sembolik taksimatın dışında kutsal yerlerde fiilen ferrâşlık görevini yerine getirmek için ferrâş ağalar tayin edilir, bunların ücretleri genellikle Mısır eyaletinden karşılanırdı. Meselâ 1586’da Mısır beylerbeyi ve defterdarına gönderilen bir hükümde Kâbe haremindeki nâibü’l-harem, hazinedar ve on kadar ferrâş ağanın aidatlarının Mısır bütçesinden verilmesi istenmiştir (BA, MD, nr. 60, s. 124, hk. nr. 299). Ayrıca yeniçeri teşkilâtı arasında da ferrâşlık görevinin bulunduğu bilinmektedir. Ferrâşlık Osmanlı Devleti’nin sonuna kadar devam ettiği gibi Cumhuriyet döneminde Diyanet İşleri teşkilâtında da yakın zamanlara kadar yerini korumuştur.

Konu İtbari İle ve Büyüklük Bakımından Çok Nadir Bir Feraşettir.